Karşılıksız Çekte Kim Mağdur? Avukatlar mı? Alacaklı mı?

Sevgili takipçilerimiz.

Uzun zamandır Sözcü Gazetesi Köşe Yazarı Nedim Türkmen’i takip ederim. Ayrıca Çek Mağdurları olarak bizlerin sesi olmasından dolayı kendisine tüm mağdurlar adına teşekkür ederim. Ancak bu haftaki yazısında Mersinden bir Avukatın ve Ödemişten bir esnaf arkadaşın gönderdiği mektubu köşe yazısına alarak onların da mağduriyetlerini dile getirmiş. Bu konudan dolayı da tarafsızlığını her zaman olduğu gibi göstermiştir. Ancak bir iki noktanın bu haftaki yazısında eksik kaldığı kanaatindeyim. Elimden geldiği kadar bu noktaların tamamlanması konusunda bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sürçü lisan edersem şimdiden affola.

KARŞILIKSIZ ÇEKTE KİM MAĞDUR? Çekte Hapis Cezası Çözüm mü?

Köşe yazısından alıntı ile  başlamak istiyorum. Alacaklı tarafın mağduriyeti için Mersinden yazan Avukat arkadaşımızın yazdıklarıyla. Avukat Bey diyor ki;

“Sizin mağdur dediğiniz, bizim ise borçlu dediğimiz bu kişiler, sebepsiz yere zenginleşen kişilerdir. Çekin bir ödeme aracı olduğu hususu sanırım sizce de tartışmasızdır. Bu çekleri keşide eden kişilerin, bir mal karşılığı bu çekleri keşide ettiğini ve bu malları teslim aldığı gerçeğini neden gözardı ediyorsunuz? Mallarını çeke güvenerek teslim eden ve bu bedeli tahsil edemeyen, alacaklıların haklarını nasıl güvence altına alacağız? Bu konuda da düşüncelerinizi paylaşmanızı bekliyoruz. Keşideciler genelde şirket yetkilisidir ve icraen kişisel borç sorumlulukları olmayanlardır. Sahibi oldukları şirketlerin de mal varlığı genelde yoktur. Bu nedenle piyasaya borçlu olan kişiler, sürekli yeni şirket kurarak, piyasadan mal çekerler. Sıkışınca yeni şirket kurarlar ve siz verdiğiniz malın bedelini tahsil edemezsiniz. Bu defa siz borçlanırsınız ve üretim yapamazsınız. Üreten kişiler de sizin mağdur dediğiniz tüketenler nedeniyle batarlar.

Bakın ben size gerçek piyasa koşullarını anlatayım. Biz çek şikayetini yaptıktan sonra, verilen adli para cezasının ödeme emri borçluya gittiğinde borçlu arar ve ‘Avukat bey, sen bana ceza çıkartmışsın. Bak ceza 150 bin TL ama ben sana 80 bin TL vereyim, gel vazgeç. Yoksa gider devlete yatırırım, sen de bir şey alamazsın’ der. Adamın şirketi boş. İcraen yapacak bir şey yok. Müvekkil ne yapsın? Hiç alamamaktansa çoğu zaman bu teklifleri kabul ediyor.”

Maddeler Halinede Yazmanın Uygun Olacağını Düşünüyorum.

  • “Sizin mağdur dediğiniz, bizim ise borçlu dediğimiz bu kişiler, sebepsiz yere zenginleşen kişilerdir. Çekin bir ödeme aracı olduğu hususu sanırım sizce de tartışmasızdır. Bu çekleri keşide eden kişilerin, bir mal karşılığı bu çekleri keşide ettiğini ve bu malları teslim aldığı gerçeğini neden gözardı ediyorsunuz?” diyor. Sebepsiz zenginleşen kişiler takdir edersiniz ki dolandırıcıdır. Biz diyoruz ki ” Dolandırma amaçlı çek kesen kişiler ÇEK MAĞDURU DEĞİLDİR. ÇEK MAĞDURLARI, dolandırma amaçlı çek kullanan kişiler değil, alacaklarını( Çek, Senet, Devlet Alacakları) alamadığı için İFLAS EDEN kişilerdir.
  • Çek bir ödeme aracıdır ve doğrudur. Ancak senet, kredi kartı, kredi gibi ödeme ve borçlanma araçları çoktur. Bu borçlanma araçlarına HAPİS CEZASI NEDEN YOK? Eğer bu borçlanma araçlarına da Hapis Cezası gelirse, durum ADİL OLACAĞI için ortada bir mağduriyet kalmayacaktır. Ayrıca çek keşide eden kişilerin borçlu olabilmeleri için bir mal alış verişinin bulunması gerekliliği, ayrıca bu alış veriş için faturanın resmi bir kanıt olacağını inkar edemezsiniz. Ancak hiç bir icra ceza mahkemesi NE FATURA, NE CARİ HESAP, NE MALİYE KAYITLARI, NE SÖZLEŞMELER, NE DE AVANS SÖZLEŞMELERİNE bakmaksızın, mal alınıp alınmadığını önemsemeden tüm çek keşidecilerine, kopyala yapıştır ile aynı cezaları vermektedir. Avans çeklerini sözleşmeye bağlı olarak veren ve mallarını teslim alamadığı halde, ÇEKTE HAPİS CEZASI ile karşılaşan binlerce MAĞDUR bulunmaktadır. Bende bunlardan biriyim. Şu an mahkeme süreci devam etmekte olduğundan bu sözleşmeleri web sitesine yükleyemiyorum. Ancak Avukat arkadaşımız çok merak ederse, web sitesi üzerinden bana ulaşarak birer nüshasını ona gönderebilirim.

Yine Avukat arkadaşımız cümlesinin devamında şöyle diyor;

“Keşideciler genelde şirket yetkilisidir ve icraen kişisel borç sorumlulukları olmayanlardır. Sahibi oldukları şirketlerin de mal varlığı genelde yoktur. Bu nedenle piyasaya borçlu olan kişiler, sürekli yeni şirket kurarak, piyasadan mal çekerler. Sıkışınca yeni şirket kurarlar ve siz verdiğiniz malın bedelini tahsil edemezsiniz.”

  • Bu tanım tam da dolandırma amaçlı çek kullanımına girmektedir. Tekrar ediyorum ki ÇEK MAĞDURLARI grubu, en azı 10 ve daha uzun süredir ticaret yapan, milyonlarca tl ve yüzlerce çek yaprağı ödemiş iş adamlarından oluşmaktadır. Biraz düşünerek yazmış olsaydı, bu iş adamlarının dolandırma amaçlarının olmayacağını çok net anlaması gerekirdi. Çünkü 15 Ağustos 2016 tarihine kadar çekte hapis cezası yokken, çok rahat çeklerini ödemez, haksız zenginleşme ile de başka ülkelerde yaşamasına gerek olmadan, çok rahat hayatına zengin olarak devam edebilirdi. Esnaf Mektupları bölümümüzden arkadaşlardan gelen mektupları ikna olmak isterse okuyabilir. Başkasının üzerine bahsettiği gibi başka şirket kuran DOLANDIRICILAR a zaten bir şey olmamakta. Onlar zengin ve mutlu hayatlarına devam ederken, gruptaki ÇEK MAĞDURLARI malını, mülkünü, evini, parasını, itibarını kaybetmiş, yiyecek ekmek parası bulamamaktadır. Bir çoğu ya cezaevinde ya da kaçak olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmakta, başta eşleri ve çocukları olmak üzere, tüm aile birliği bu durumdan hem maddi hem manevi olarak etkilenmektedir.
  • Yine devamında Avukat Arkadaşımız diyorki “Şirketin içi boş”. Şirketlerin içi boş olduğu için icradan satılan mallar, arabalar, fabrikalar, araziler var. Peki icradan satılan bu mallardan sonra icra ceza davası düşüyor mu? Hayır düşmüyor. Şikayet eden alacaklı şikayetini çekmediği sürece hapis cezasına devam ediliyor. Buna da örnek olarak size Cemal Bey’in yazısının gelmiş olması lazım. İlerleyen günlerde kendisinin rızası olursa bu yazıyı da paylaşacağım. Kısaca 26 milyon borcunun tamamını, mal varlığını terk suretiyle kapatmış olan kişi, borç sorumluluğun tamamen bitmiş olması ve mal varlığını devir etmiş olmasına rağmen şu an ceza almaya devam etmektedir.

Çekte Hapis Cezasının Kalkmasının   Avukat Beyimizin neden istemediğine  gelelim. Yani perde arkasına.

Avukatlar, icra davalarını alabilmek için, genellikle alacaklılardan harç bedeli ve vekil ücreti almazlar. Borç rakamının faizini ve işleyecek dosya kapak masraflarını kendileri almak suretiyle kabul ederler. Peki bu rakam nedir? Kar var mıdır? Kısaca açıklayayım. Bugün 100 bin TL olan ve karşılıksız işlemi yapılan çek, TAM 11 GÜN SONRA 132BİN TL olur. Yanlış okumadınız tam 11 gün sonra %32 artıyor. Hem çek cezası, hem vekil ücreti ile. Peki bu durumda 11 gün içinde 32 bin TL kazanç nerede var? Hukuk dosyalarında böyle bir kazanç yok.

Çoğu zaman alacaklı ile borçlu anlaşmalarına rağmen, AVUKATLARIN bu alacaklarından vazgeçmemeleri nedeniyle bir çok uzlaşma, çözümsüzlükle karşı karşıya kalıyor. Ne alacaklı alacağını alabilmekte ne de borçlu olan taraf borçtan kurtulabilmektedir. Alacaklıların, anlaşmalı avukatlarında bir çok dosyası bulunması nedeniyle de avukatlarını vekillikten çekme hakkını kullanmamakta, bu durumu sonsuz çözümsüzlüğe itmektedir.

Hani diyor ya” Hapis Cezası çıkınca alacaklı yarısına razı oluyor” ben 3 yılda binlerce mağdur tanıdım böyle bir alacaklı vekili duymadım. Aksine bahsettiğim gibi alacaklı kabul etse de AVUKAT VEKİL kabul etmiyor. Aksine tüm faiz ve giderler ile, abartılmış vekalet ücretleri ile borçluya ayak diriyor. Bu durumda borçlu da alacaklıya para ödemekten vazgeçip, gidip adli para cezasını devlete ödemeye çalışıyor. Ödeyebilen kişiler bu arada saman tarlasında ki iğne başı kadar değildir. Ödeyebilen de zaten bahsettiğimiz sınıfta genelde dolandırma amaçlı çek kesen kişilerdir.

Ödemişli Esnaf Arkadaşımızın Yazdıkları

Arkadaşımız söylediği şekli ile yerden göğe kadar haklıdır. Öncelikle bizlerde kendisi gibi hem alacaklı hem de borçluyuz. Elimizde karşılıksız olan bir çok çek, senet var. Bizler de bu çekleri ve senetleri tahsil edemediğimiz için bu durumdayız. Onunla aynı cephede olduğumuzu, Dolandırma amaçlı Çek Keşidecilerinin karşısında olduğumuzu da açıkça belirtirim.

Derdimiz kısaca şu. Mahkemeler dolandırma amaçlı keş keşide eden kişi ile, yıllarca üretim yapmış , istihdam sağlamış, alacaklarını alamadığı için çeklerini ödeyemeyen, ancak hapis cezasının kaldırılarak borçlarının ödemesi için zaman tanınmasını isteyen kişileri ayırt etmesidir. Ancak maalesef ki 5941 sayılı yasa ile 50 yıldır ticaret hayatında lekesi olmayan kişiler bile dolandırıcı ile aynı kefeye konulmakta ve 5 yıl hapis cezası almaktadır.

9-1

ESNAF MEKTUPLARI

Gelelim en son yazılan yanlışı düzeltmeye;

ÇEKTE VADE OLMAZ

Çek bir ödeme aracıdır. Çekte vade olmaz, görüldüğü anda ödenir.

T.T.K da bu şekilde görülse de 5941 sayılı kanunda belirttiği gibi 31.12.2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz sayılacaktır. Diğer bir ifadeyle çek, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmesi için bankalara ibraz edilemeyecektir.

 Bu tarihe kadar ileri düzenleme tarihli çeklerin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce bankalara ibraz edilmesi halinde muhatap bankalarca ödeme ve karşılıksız işlemleri dahil herhangi bir işlem yapılmayacak ve bu konudaki mevcut uygulama devam ettirilecektir. Bu uygulama tekrar bir uzatma yapılmazsa 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olacaktır.

Uygulama, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 795 inci maddesinde yer alan “Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.” hükümlerine de geçici süre ile istisna getirmektedir. Böylelikle 2020 sonuna kadar çek vadeli bir ödeme aracı değildir demek mümkün değildir.

Son olarak şunu bilin ki

ÇEK MAĞDURLARI DOLANDIRICI DEĞİLDİR!

DOLANDIRICILAR DA ASLA ÇEK MAĞDURU DEĞİLDİR.

Kalın Sağlıcakla…

Cem Ö.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: